13 Ağustos 2010 Cuma

CESUR YÜREK..HBK..










KURTAR BİZİ BU KARANLIK DEVRİN sahte BELGELERİNDEN..






9 Ağustos 2010 Pazartesi

YOUNG BOYS & OLD MINDS





UMUTLARIMIZA BETON DÖKTÜN İNSAATCI BASKANIM..

31 Temmuz 2010 Cumartesi

RESMİN

düştüğüm kör karanlık kuyuların dibinden
kaldırsam başımı yukarılara
yüzünü görür müyüm diye düşündüm..

soğuk kuyuların diplerini ferah bahar bahçelerine çevirebilen sen
güneşli bir yaz gününü
kara kışlara çevirirsin..
FARKINDAYIM..

bakma böyle düşünceli gözlerle

ALIŞKIN DEĞİLİZ SENİ BÖYLE DÜŞÜNCELİ BAKAR GÖRMEYE..ETME..
ÖNÜNE GEÇİLEMEZ BİR GİDİŞİ BİZE GAYRI İHTİYARİ HABER VERME..ETME..

21 Haziran 2010 Pazartesi

HAYAT ÇUBUKLU FORMA


Formanın armasına mı sakladın heybetini?
YOKSA DERTLER SENLE Mİ BİTİYOR UZUN YAZ GECELERİ??
sikeyim dünyayı da kupasını da HAYAT ÇUBUKLU FORMA
bak yine hasretin düştü içimize
SADECE FENERBAHÇE...

11 Haziran 2010 Cuma

STOCH FENERBAHÇE'DE

Resimde arkadan hayran hayran bakan sarı-lacivert formalı taraftarlar, 4 sene boyunca Stoch'u Fenerbahçe forması altında izleyeceklerini bu fotograf çekilirken biliyorlar mıydı? Stoch bile bilmiyordu..

OYUNCUYLA ANLAŞ-KİMSEYE ÇAKTIRMA-MENEJERİ RAKİBE YOLLA-RAKİBİ HEVESLENDİR-RAKİP İLGİLENDİGİ OYUNCULARDAN VAZGEÇSİN-STOCH'A ODAKLANSIN-RAKİP GAZI ALSIN-MEDYA GAZI ALSIN-RAKİP HAREKETE GEÇSİN-OYUNCUYA İMZA ATTIR-RAKİP NE YAPSIN??

1 Haziran 2010 Salı

Amerikalılara göre beklentiler

Amerikalılar her zaman ekonomik yorum ve öngörülerde bulunurken,
aşığı oldukları Amerikan menfaatlerini ön planda tutarlar.Haklılarda..

İşte o görüşlerden biri..Mortie..

Amerikan ekonomisi ve devletine olan güven ve ekonomik kriz sırasında Avrupa'nın kaybettiği prestij.. sözlerine böyle başlıyor..

Devamı malum..

2011 yazına kadar Euro/Dollar kurunun 1 veya altına inmesini beklediklerini belirtiyor..
Bu beklentileri iki üç kere daha dillendirirler ve sonunda benim beklentim olan 1.1 ile 1.2 arasına kadar ekonomik lobilerle çekerler..

Benden söylemesi..

27 Mayıs 2010 Perşembe

TARAFTARA ÖZGÜRLÜK

7 FENERBAHÇE TRİBUNCÜSÜ
HEMEN HER STADDA OLAN VE OLMASI MUHTEMEL
OLAYLAR YÜZÜNDEN
TUTUKLANDI..
ABİ VE KARDEŞLERİMİZE HEMEN ÖZGÜRLÜK...

21 Mayıs 2010 Cuma

AZİZ OLAN SADECE FENERBAHÇE


HARCAMAYA DOYAMADIN İÇİMİZDEKİ AŞKI..NE YAPSAN BİTİREMEZSİN..
İSTİFA ET..AZİZ YILDIRIM..




































20 Mayıs 2010 Perşembe

kardeşlik!!!

Tribunlerde görmek istemedigimiz hareketler..
Kardesliğin!! Fener tribünü tarafından algılanması...

2010 sezonu sonunda 10ar puan farkla 3. ve 4. olduktan sonra aralarına son kardesleri Bursa ve dolayısıyla onun da kardesi Ankaragucu'nu de alınca..kafalar karıstı dimi..kısaca
FENERBAHÇE ADAMI RENKTEN RENGE SOKAR



Gençlerin yası Zaladları, 8-0 ları bilemeyecek kadar genç...


19 Mayıs 2010 Çarşamba

19 Mayıs 2010'da Gençler ve Atatürk

Düşündükçe daha da anlamlı geliyor..Samsun'a ayak basarak milletin solan ümitlerini yeşerttiği günü Gençlere armagan etmesi..




















18 Mayıs 2010 Salı

SUPER FILIPPO










kelimelerle anlatmak zor filippo'yu..gözün bile göremedigi bir yetenegi nasıl anlatabilirsiniz..skor tabelası bilebilir onun sahadaki yetenegini sadece..hızla top sürdügünü, rakibin belini kıran bir çalımını yada savunmayı altüst eden bir ara pasını göremedik yaklasık 15 senedir..ama ne zaman yarıdan bir macı acsak..skor tabelasında ismi yazılıydı..

gollerini atarken sarfetmiyordu sevinirken sarfettigi enerjiyi..karsı karsıya heyecanını yeniyordu da gol sonrası cocuksu heyecanı nasıl da okunuyordu yuzunden..asla teknigiyle özenilen bir futbolcu olmadı..ya da ercan taner deyimiyle 'klas bir hareket' yapmadı ama hayati goller attı..hızlı olmadan çabuk olmayı filippo'dan ögrendik..ondan gördük toplara vuruş teknigi bile aslında bir santrafor için kötü olup en iyi takımlarda santrafor oynamayı..ve her takımda basarılı olmayı..

ne zaman master league yapsam ya da menejerlige takılsam hangi takım olursa olsun filippoyla simone kardesleri almaktı ilk hedefim orta okulda lisede..ayrılmasındı kardesler:)

kısaca filippo bırakacak futbolu cok yakın bir zamanda ama futbolseverler bu en italyan stili santraforu hiç unutmayacak..ve de su sözünü: ' ben milano ile nisanlıyım..ilişkin var mı diye sormayın..'



neo-hooliganın ofisteki halleri

Yeni bir işe başlarken hersey yabancıdır size. İnsanlar, ofis düzeni, çalışma kosulları..Garip durumlar yoksa eger ilk haftanın hatrına herkeste bir candanlık vardır. Bazen de ilk günlerden Buffalo Bill'lik yapanlar olur.

Yanınızda ya da karsınızda oturan erkekse, yada ilgili bir bayansa ilk gun olmasa da ikinci gun mutlaka ve en geç o malum konuya girilir. 'peki siz hangi takımlıydınız?' 'İşte' dersin içinden, 'farkında degilsin ama canavarı ortaya cıkarmaya cok yakınsın..ben olsam yapmazdım.' Şimdi bir karar vermelisindir. Ne kadarını anlatmalıyım..sadece bir 'ben mi? Fenerliyim..' çoğu zaman en iyi cevaptır.Ama insan tutamaz bazen kendini özellikle de yeni iş arkadasları bir gun önce sizin tribunde yaptıklarınızla ilgili konusuyorlarsa..
' Arkadas ben bu taraftarı anlamıyorum..macla ilgileri yok baskana istifa diyorlar..nasıl bir mantık bu..capulcu vallahi bunlar..' ofiste iki üç ay kadarlık bi gecmisim olsa gosterirdim capulcuyu diye dusunuyorsan bir daha dusun..tribuncu ile serserinin arasındaki o ince cizginin serseri tarafına bir adım attın demektir..

Kombinem var, macları takip ederim..'hee fanatiksiniz o zaman?' hemen bu soruyu yapıstırır karsıdaki..o da haklı..evden cok vakit geçirdigi iş yerinde karsısına veya yakınına gelip oturmus bu yabancıyı, mecburen ortak hedefler peşinde kosacagı bu 'takım arkadasını' tanımak istiyor..Özellikle gunumuzde 2000li yılların mezunlarının buyuk cogunlugu 'liderin el kitabı', 'ofiste sıyrılmak icin yapılması gereken 7 sey', 'ofiste insanları tanı-kolay terfi et' tarzı loserların ekonomideki payını anlamıs ve ekmegini loserlardan cıkaran kitabevlerinin en akıllı hamleleri olan el kitaplarını okudukları için, ultra duyarlı insanlar bulabilirsiniz ofislerde..
Tabi Turk oldugumuz için sadece merak da olailir..herneyse..
'Ben tribundeyim her mac..deplasmana da giderim fırsat buldukca..Sefa Abiyi mi diyorsunuz..tanımam mı..cok severim..' evet artık yemekleri yalnız yemeye hazır ol..hayatlarında tribunde bulunmamıs ya da sene de birkac kez arkadaslarıyla gelen bu vatandasları da suclama..baslarda hemen gelmez o olagan tepki..önceleri 'aa' derler 'ne guzel..cok ilginc..hep merak etmisimdir..' evet bu laflar seni kandırmasın..gercekten merak etmişlerdir ama ofislerinde merak ettikleri ve ne oldugunu bildiklerini sandıkları gibi birisini istememişlerdir..

En sıkıcı ama bir o kadar da rahatlatıcı durumsa, ofiste bir baska tribuncunun olması..kotu yanınysa baska bır tribunun cocuguyla zoraki de olsa hasır nesır olmak zorunda kalmak..tabii bunların hepsi ifsanın sınırına gore degisir..tam tersi de dusunulebilir..sen kendini acık ettin ama kendini simdiye kadar acık etmeyen ve seni ufak fırsatlarda al asagı etmek isteyecek baska bir tribuncu..

Bu nedenle macera aranmamalı ve 'ben mi..fenerliyim..ama cok fazla takip etmem..' cevabıyla durum gecistirilmelidir..Hem her pazartesi gunesli degildir, rahatca gideceginiz yerlerden biri de neden ofisiniz olmasın??

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Dünya Kupası Acıklanan Aday Kadro Degerlemeleri 2

E GRUBU

Hollanda : Savunma hattı eski bildik Hollanda ‘dan çok uzak, konsantrasyon problemleri ve Hollanda liginin ultra kalitesizliği nedeniyle basit goller yemeye aday. Orta sahaları cidden genç ve dinamik. Hem mücadele eden hem de yaratıcı özellige sahiğp nadir oyuncuları var. Yorulmanın anlamını tam olarak bilen oyuncuları az. Hücüm hattı neo-klasik..Hiçbir şablona uymayan total bir havaları var ama kolay söner gibime geliyor.Afelay umut vadeden genç bir futbolcu olarak başladığı turnuvadan yıldız olarak ayrılabilir.

Danimarka : Öne çıkan özellikleri Ömer Üründülvari kolektiviteleri ancak sadece savunma yönünden.Takımın kalanı Turkcell Super lige göre iyi, Premier Lig’e göre vasat altı oyunculardan kurulu.Ancak geçmiş turnuva kültürleri unutulmaması gereken bir not.

Japan : Tamamen Japon işi bir kadro.Guney Kore’den ayıran ise iki futbolcu.Honda ve Nakamura..Heran herseyi yapabilecek roket bir takım.

Kamerun : Takım vasat, seyircileri cok olursa tribunlere renk katarlar.Eto’o bi kaç gol atar.


F GRUBU

İtalya : Son şampiyon!! Kaleden başlayarak hemen her bölge gerçek yıldız isimlerle dolu. Mücadeleden kaçmayan, hatta mümkünse orta sahada mücadele halinde geçen bir maçı devamlı saldırmaya tercih eden bir takım.Akdeniz futbolu, profesyonel çirkeflik her şey bu takımda. Boriello yeni Flippo Inzaghi olabilirse hem gol kralı hem de buyuk golcu olur. Şampiyonluğu tekrar yakalamaları nisbeten zor.

Paraguay : Baştan aşağı kötü bir takım. Forvete Santa Cruz ve Valdez kişisel çabalarıyla birkaç tehlike yaratırlar. Yeni Zelanda’yı yenerler ve sürpriz bir beraberlik alırlarsa tüm olumsuzluklara rağmen gruptan çıkarlar.

Yeni Zelanda : Tamamen kontenjanın azizliği.

SLovakya : Dogu Avrupa futbolu.Savunmaları hata yapmazsa dirençleri her gecen mac artar.Holosko’nun şansı yaver giderse yeni Shevschenko olabilir.

G GRUBU

Brezilya : Tarihin en orta halli Brezilyalarından biri. Kleberson’a sarılacak kadar denize düşmüş. Elano’yu TSL’deki gibi beklemeyin, şaşırırsınız. Forvet hattında doğru rakibe doğru adam seçilirse mumkun oldugunca ilerlerler ancak şampiyon olmaları büyük sürpriz olur.

K.Kore : Elemelerde İran’a karşı izledim. Yetenekler kısıtlı olsa da bazı aşırı sürpriz oyuncuları var. Tam bir spiker düşmanı yapıları var..zira pası khim jeon verip golü jeon khim atabiliyor. Sürprizi gruptan çıkmak olur.

Portekiz : İspanya’dan bir gömlek küçük ancak şablonları benzer. Ancak büyük bir artıları var: Cristiano Ronaldo.. hem oyun hem de imaj için buyuk bir extra faktör..

Fildişi : Takım diğer Afrika takımları gibi fiziken güçlü fakat ‘kontrolsüz güç güç değildir’ sözünün de bir canlı kanıtı adeta. Drogba ne kadar taşır görecegiz.


H GRUBU

İspanya : Son Avrupa şampiyonu. Xavi, İniesta, Fabregas, Xabi Alonso şarjedilebilir olsalardı topu sabah kadar rakibe vermeden dolaştırılardı. Forvette yine bence David Villa İspanyol forvet tipini klasik temsilcisi olarak önemli işler yapacaktır.Guiza’dan da saç baş yoldurma sırasını artık İspanyollara geçirmesini diliyorum.

İsviçre : Maluım maçtan sonra her alanda kaybetmesini istediğimiz takım.Kadrolarını incelemedim bile.Umarım bol gollü yenilgilerin yanında utanılası olaylar da yaşarlar. Ayrıca kadrolarındaki Türk oyuncular için de bir parantez..Rahmetli dedelerinizin yüzüne mahşer günü nasıl bakacaksınız acaba?? Yazık


Honduras : Takım olarak kötü..Sıcak iklim ülkesi olmanın avantajını yaşayabilirler. Gruptan çıkmaları halinde ülkede bayram yaşanır.

Şili : Defansı ve orta sahası tam bir ortalama Bankaysa takımınınkiyle aynı kalitede..İşin içine hırs faktörü girmese her maç beşlik olurlar ama Güney Amerika’nın o hırs ve ülke sevgisi duyguları Şili takımını olması gerekenden iki gömlek yukarda değerlememizi sağlıyor.

Dünya Kupası Acıklanan Aday Kadro Degerlemeleri

A GRUBU

G.Afrika : Savunmaları aaz açık verir. Hücüm hattı sürprizlere gebe. Yıldız adayı Pienaar.

Mexico : Kalede problem yaşamazlar, Savunmaları sert ve tecrübeli. Hücum hatları idare eder.

Uruguay : Savunmaları Lugano’nun da katkısıyla saglam, orta sahaları dirençli ve aynı zamanda yaratıcı.Hücum hatları ise tehlikeli.

Fransa : Kalede problemler yasanabilir. Savunmaları gercekten cok güçlü özellikle savunmanın sagı ve solu rakibi nefessiz bırakır. Orta sahaları tempolu, yaratıcı ve güçlü. Hücumda yakaldığını atan elemanları var. Yıldız adayı Gourcuff.

B GRUBU

Arjantin : Kalede konsantrasyon hataları beklenebilir. Savunmaları klasik çirkef ve çingene defans oyuncularından kurulu.Rakibi yıldırabilecekleri gibi erkenden sürpriz kartlar da görebilirler. Orta sahalarında sokak futbolu buram buram kokuyor. Forvetler aykırı futbolun simgelerinden. Messi, Tevez ya da Diego Milito’dan hengisinin hangi macı tek basına alacagı bilinmez ama muhtemel finale giden yolda bu üçlünün buyuk pay sahibi olacakları kesin.

Nijerya : Savunma Afrika tarzı..güçlü kuvvetli..ama heran altyapı hataları yapabilir..Orta sahaları mücadeleyi bırakmayan güçlü oyunculardan kurulu olsa da mantıken oyundan koptukları maçlarda fark yerler-bundan gocunmazlar.

G. Kore : Kendi çapında yıldızları bile ünlerini çılgınca mücadele etmelerinden almış bir takım..Nasıl oynayacakları merak konusu ama her maçta, skor ne olursa olsun sınırlı yeteneklerine rağmen sınırsız mücadele sergileyecekleri aşikar..

Yunanistan : Kalede her zaman kim oynarsa oynasın konsantrasyon problemleri olmazsa sağlamlardır. Savunmaları extra dikkatli ve koordine. Krygiakos yan toplarda hem hücümda hem savunmada hakim. Ancak yerden gelen ataklarda rakip forveti sadece izlemekle yetinebiliyor bazen. Ne yapacagını kendiklerinin bile bilmedigi bir hucum hattı var..Samaras patlarsa çok can yakar..


C GRUBU : Takımların çok iyi kalecileri var. İngiltere’de forvet yok, her kupada oldugu gibi stres cok. Bol bol golsüz beraberlik olur gibi.Tamamen alt yazmaya aday bir grup.

England : Kalede dominant bir isim yok. Güven vermiyor. Savunmaları ve orta sahaları ortalama değerlerden bir ortalama değer kadar iyi..Standartların çok üzerindeler. Bunda bu futbolcuların futbolun her geçen gün güzelleştigi ve markalastıgı Premier ligde oynamalarının da payı büyük. En büyük zaaf Rooney’in sakatlığı ve yerine diğer mevkilerin tam tersine ortalamaya yaklaşan bir forvetin dahi olmaması..Ayrıca İngiliz futbolunun diger futbol kültürleri önünde afallaması ve adapte olamamsı da önemli bir şüphe.Konsantre olurlarsa beklide ada halkının akıllarını kaybetlmelerine neden olabilirler..

U.S.A : Tek silahları olan kalecileri Premier ligde ortalama duzeyde. Savunmaları bazı sürpriz isimlerden kurulu ancak her dönem Amerikan takımları gibi buyuk altyapı problemleri var. Hücum hattı varla yok arası.

Cezayir : Orta sahaları mücadeleci, sürpriz galibiyetlere yatkın.

Slovenya : Kalecileri en büyük artıları.Takımın kalanı kupa bıyunca ter atar.

D GRUBU

Almanya : Alman ekolünün en önemli özelligi bu takımda da var..Kaleci gibi kaleciler. Takımın geri kalanı stajlarını bu turnuvayla tamamlayabilirler mi bilinmez.Yine de futbol sonunda Almanların kazandıkları oyundur sözünden cok sey cıkarılmalı.

Avustralya : Takım olarak Avrupa deneyimleri olsa da fazla romantikler. Total futbol her yerde yemez. İyi futbol oynarlar ama muhtemelen sonları Yılmaz Vural takımları gibi olur.

Gana : Takım olarak birkaç isim dışında ellerindeki tek silah fizik gücü ve mücadele. Kıtaya alışkanlık da artıları. Kimseye bir maçta iki gol atamazlar.

Sırbistan : Savunmalrı özellikle iyi ve disiplinli.Irsi bir özellik dolayısıyla bu tarz turnuvalarda psikopatca hırslı oluyorlar. Lazovic’ten büyük bir adım gelebilir.

tribun kültürü üzerine



önce lazio tribunlerinin Inter maçında yaptıkları..ve sonrasında ülkemizdeki neredeyse her takımın Fenerbahçe'ye karsı birleşmesi..Yenildikleri bir maç sonrası Galatasaray taraftarlarının tribünde sevinç yumagı olusturmaları..

Eski tribuncu abilerimizin esefle kınayacagı siyah beyaz, sarı kırmızı, bordo mavi ve nihayet yesil beyazla donatılmıs sampiyonluk kutlamaları..

Sene 1994 olmalıydı..Fenerbahce ikinci yarının ilk macında Altay ile oynuyordu.Galatasaray ise Ankara'da Gençler deplasmanındaydı. Ömrümde ilk defa tribun içinde kavgayı görecegimi bilseydi babam asla götürmezdi sanırım beni o maça..
Radyo dinleyen bir munferit Gencler'in Galatasaray karsısında attığı bir gol sonrası sevinmiş ve yanındaki 4-5 diger munferitlerle(4-5 kişi olunca munferitlikleri kalmamıstı) Gencler-Gencler diye bagırınca olanlar olmuştu..

Az ilerde bulunan gercek! Fenerbahce tribunculeri bu kişileri tam anlamıyla Gencler'e cevirmislerdi..hem de dakikalar surmeden eski yerlerine donmus ve çoktan ' Kanaryasın sen bizim canımız..' tezahuratı baslamıstı..

Bu sefer daha yakın bir örnek..Yuzuncu yıl..son maç Ankaragucu ile..Sampiyonu kutlarız gibisinden yalama bir pankartla sahaya çıkan Ankaragucu'ne bir anda centilmenlikten gözü dönmüş şuursuz topluluk o bildigimiz 'laylalalaylay laaay Ankaraguucu' tezahuratlarıyla iade-i jest yapıyorlar..Birden Maraton ust e blok karısıyor..centilmenlik başlarına vurmus olan diger kısımlar susturuluyor ve yine cok guclu bir 'Kanaryasın sen biziöm canımız..' kopuyor..

Tribunler delikanlılıgın bolca uygulandıgı ve tek rehberi adam gibi adam olma kaideleri olan dunyanın en sıgınılası yerleriyken..endustriyel futbol kultürü gibi o da kancıklıga yenik dusuyor..

Neyseki onurlu Fenerbahce tribunculeri var..sayıları az da olsa deplasmancı Besiktaslılar ve Galatasaraydan baskası umrumda degil diyen UA'lar var..
Tribun ve tribüncülük erkek adam işiydi..bırakın bu ülkede erkekce mertce kalan tek sey yine tribunler olsun..

YASASIN TRIBUN KULTURU..İSTANBUL